Camiler Ve Din Görevlileri Haftası Anısına

Camiler Ve Din Görevlileri Haftası Anısına
04 Ekim 2016, Salı - 14:33

Merhamet Etmeyene Merhamet Edilmez. İstanbul’da Haseki Eğitim Merkezi’nde (Aksaray-Fatih)’de okurken müsait vakit buldukça etrafta bulunan camilerde kâh sohbet eder, kâh namaz kıldırır, kâh cemaate iştirak ederdim. Bir gün Cerrahpaşa Hastanesine varmadan yolun sol tarafında bulunan Cerrah Mehmet Paşa camiine ikindi namazını kılmak için gitmiştim. Caminin İmamı Mustafa Hoca arkadaşım idi. (1999) Caminin ihata duvarından iç avlusuna girdiğimde camimin imam-hatibi Mustafa hoca ve etrafında tanımadığım birkaç kişiyle ayakta namaz öncesi sohbet ediyorlardı. Yanlarına vardım, selam verdim ve tanışma faslından sonra tam bir İstanbul beyefendisi olan kişi bana “Hocam ben hocaları çok severim” dedi. Ben de ona sahi mi! dedim. O da evet, hocam samimi, ihlâslı hocaları çok sevdiğini söyledi ve ekledi. Hocam ben Ahlak Masasında çalışan bir polisim. Sultanahmet Camii İmam-hatipliğinde bulunmuş Rahmetli Gönenli Mehmet Hoca Efendiyi iyi tanırım, müthiş bir şahsiyet ve çok merhametli bir Hoca Efendi idi. Ben de bu konuda ne biliyorsun dedim. Polis memuru Gönenli Mehmet efendinin yaşadığı şu kıssayı anlattı.

Hocam! Havanın çok soğuk olduğu, dondurucu kış günlerinden bir gündü. Gönenli Mehmet Efendi sabahın alaca karanlığında sabah namazını kıldırmak için Sultanahmet Camiinin etrafındaki geniş park alanından camiye doğru ilerlerken yerde kendinden geçmiş, yarı baygın halde içkiden sızıp kalmış bir kişi gördü. Hoca efendi sabahın ayazında, dondurucu soğukta burada sızıp kalan bu kişi için bu adam soğuktan donabilir, hastalanabilir düşüncesiyle yeni aldığı kışlık paltosunu çıkarıp üzerine örtüp camisine geçmiş. Ezanlar okunmuş, sabah namazını kılmışlar, gün doğmuş, güneş etrafı ısıtmaya başlayınca sarhoş kendine geliyor, uyanıyor ve üzerindeki paltoyu giyerek Firuzağa Camiine doğru eve gitmek için yola koyuluyor. Sarhoş etrafta bulunan esnafa yaklaştığında onu tanıyanlar” Dur bakalım sen şu sırtındaki paltoyu nereden çaldın, senin böyle palton olması mümkün değil, bu paltoyu biz Hoca Efendinin sırtında görmüştük, bu o dur” vb. laflarla sarhoşa yükleniyordu. Zavallı sarhoşta, hayır ben kimsenin paltosunu çalmadım, almadım ben Sultanahmet parkında uyuya kalmıştım uyandığımda üzerimde buldum der ama kimse inanmaz. Esnaf bir hayli sarhoşa takıldıktan sonra içlerinden biri, arkadaşlar biraz bekleyelim birazdan Hoca Efendi buradan evine doğru geçecektir, kendisine sorarız der. Gönenli Mehmet Efendi de her zaman olduğu gibi sabah namazından sonra öğrencilerine Kur’an-ı Kerim öğretir, güneş doğar bir iki mızrak yükselir, Hoca Efendi işrak namazını kılar ondan sonra camiden çıkar evine giderdi. Hocanın dönüş vaktini bilen cemaat biraz bekledikten sonra hoca oradan evine giderken esnaf “ Hocam! Bir çayımızı içmez misin, hocam zat-i âlinize bir şey soracağız” derler. Hoca Efendi esnafı kırmaz oturur. Esnaf “Hocam! Falan sarhoşun sırtında bir palto gördük, senin olup olmadığı konusunda ihtilafa düştük. Bazılarımız bu palto Hoca Efendinindir diyor, bazılarımızda hayır Hoca Efendinin paltosu bu sarhoşun sırtında olur mu diye konuştuk. Hocam siz ne dersiniz diye sorduklarında, Hoca Efendi; evet arkadaşlar o palto benim paltom idi. Ben kendisini parkta sızıp kalmış bir durumda görünce ve havada çok şiddetli soğuk olduğu için zarar görmesin, can taşıyor düşüncesiyle paltomu üzerine atıverdim ve oradan camiye geçtim der. Bu merhamet ve hoşgörü örneği Hoca Efendiye olan sevgi ve saygıyı daha da artırmıştı. Bu yazıyı, başta din hizmeti vermeye çalışan tüm bay ve bayan arkadaşlarıma Camiiler ve Din Görevlileri Haftası hatırasına ithaf ediyorum.

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

10 + 7 = ?

 
haber yazılımı: buki