İSTANBULU’UN FETHİNE DAİR NOTLAR

Bu makale 460 kere okunmuş.28 Mayıs 2015, Perşembe - 13:35

İstanbul’un fethinin 562. yıldönümünü idrak ediyoruz. Bu vesile ile bu günkü yazımda fetih şuuru ve İstanbul’un fethine dair bazı notları paylaşmak istiyorum.İslam’ın fetih anlayışı:Fetih anlayışı iki türlüdür. 1- İnsanın hırs ve aç gözlülüğüne dayanan fetih anlayışı. 2- Ulvi (İlim, iman, adalet ve barış gibi) bir gayeye dayanan fetih anlayışı. Peygamberlerin, alimlerin ve gönül erlerinin yaptığı fetihler gibi ki, İslam'ın fetih anlayışı da budur. Nitekim bir hadis-i şerifte peygamber efendimize sorulan, “Biri cesaretini göstermek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? Sorusuna Efendimiz (s.a.v)- “Kim, İslâmiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır.” cevabını vermiştir. (Buhârî, İlim 45)İslam fetihlerinin asli amacı insan aklı ile sosyal hayatı, Allah inancı gibi temel İslam gerçekleriyle buluşturmak ve bu buluşmanın önündeki tarihsel, kültürel ve psikolojik engelleri aşmaktır.Peygamber Efendimiz İstanbul’un fethinin İslam ve Müslümanların geleceği adına önemine işaret etmiş ve fethedileceğini müjdelemiştir:İstanbul, mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve onu fetheden asker ne güzel askerdir." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, C. IV/18189)Peygamber Efendimizin (s.a.s.) İstanbul'un fethedileceğini müjdeleyen sözleri, Müslümanların İstanbul’u fethetme yönündeki duygularını coşturmuş, ilây-ı kelimetullah için defalarca sefer düzenlemelerine vesile olmuştur. Bunlardan ilki Hz. Osman (r.a.)’ın halifeliği döneminde Suriye Valisi olan Hz. Muaviye (r.a.) tarafından Bizans üzerine yapılan seferdir.Bu seferde Peygamberimizin seçkin sahabisi, evine misafir olmakla şereflendirdiği Halid bin Zeyd Ebû Eyyub el- Ensarî (r.a.) de bulunmaktaydı. Bu büyük zat ilerlemiş yaşına aldırmaksızın sefere katılmış, fetih müjdesini yaşamak istemişti. Vefatından az önce sefer arkadaşlarından şu ricada bulundu: “Şayet burada vefat edersem, cenazemi hemen kaldırmayın. Ordunun gidebileceği en son noktaya kadar götürün ve beni oraya defnedin.”İslâm askerleri mübarek cesedini götürebildikleri yere kadar götürdüler. Ve cenazeyi defnettiler. Daha sonra İstanbul’un fethiyle Ebu Eyyub el Ensârî’nin kabri, Fatih’in hocası Akşemseddin tarafından tesbit edildiği belirtilir. Bugün kabri, kendi adıyla bilinen Eyüp semtinde bulunmaktadır….Takvimler 29 Mayıs 1453 Salı gününü gösterdiğinde, Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul’a girerek asırlar süren Bizans egemenliğine son verdi. Böylece dalgalar halinde Müslümanları asırlarca buraya sevk eden Peygamber müjdesi, bu büyük devlet adamına nasip oldu. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hadisindeki müjdeye konu olmak ne büyük şereftir! Elbette bu, çok kimseye nasip olmayan bir lütf-u ilâhidir.Cihat ve fetih şuurunun temelinde insana değer verme düşüncesi vardır: Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’ya gidip iki rekat şükür namazı kıldıktan sonra Yerlere kapanan ahâli, rahip ve eski Ortodoks patriğini gördü. Bu halde onları görünce kendilerine şöyle bir hitapta bulundu. “Kalkınız! Ben Sultan Mehmed, sana ve bütün ahâliye söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda, benim gazabımdan korkmayınız” Fatihi fatih yapan en önemli ilke İnsana verilen değer değil miydi? Kim olursa olsun, hangi dine inanırsa inansın İnsan kıymetliydi. Çünkü Yaratan tarafından yaratılmış idi. Sultan Fatih bu şuuru hiç şüphesiz Peygamberimizden, O’nun, Mekke’nin fethinde ortaya koyduğu, hoşgörü, sevgi ve merhamet tablosundan almıştır.Bu fetihler ve başarılar azmin, çalışmanın, birlik ve beraberliğin neticesidir. Bu vesile ile o nebevî müjdeye mazhar Sultan Fatih hazretlerini, onun seçkin ordusunu, aziz ecdadımızı, şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şâd mekanları cennet olsun.Hayırlı Cumalar…

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

10 + 10 = ?

 
haber yazılımı: buki