KUR’AN’IN “GÖNÜL YAPMA” ÇAĞRISI

Bu makale 260 kere okunmuş.16 Haziran 2016, Perşembe - 13:35

Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırılan bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir (sizin zekât ve sadakalarınıza ihtiyacı yoktur); halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

Ey iman edenler! Allah'a ve Ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun çıplak bıraktığı bir kaya gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara 2/262-264)    

***

Bir kötülüğün karşılığı, ancak onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez. (Şura 42740)

***

Kullarıma söyle: sözün en güzelini söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. (İsra 17/53)                                                ***

(Lokman oğluna yaptığı nasihatlere devam ederek şöyle dedi). Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah kibirlenen ve övünen hiç kimseyi sevmez. Yürüyüşünde tabii ve mu’tedil ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini şüphesiz eşeklerin sesidir! (Lokman 31/18-19)

***

(Ey Rasülüm) Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile… (Ali İmran 3/159)                         

***

Onlardan (muhacirlerden) önce Medine'ye yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (Haşr 59/9)

Burada kendisini hayırla yad ettiğimiz ve rahmetle andığımız Merhum Hasan Basri ÇANTAY’ın  Kur’an-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm adlı  o enfes tefsirli mealindeki açıklamalarına yer vermek istiyorum.

"Bu haslete îsâr derler ki kişinin kendisi muhtaç iken, başkalarının ihtiyacını daha önde görerek onun yardımına koşması demektir. Biz buna “ferağat-ı nefs, diğerğamlık” diyoruz. İslam tarihi birçok isâr misalleriyle doludur. Nitekim Medine-i Münevvere’nin yerlileri olan Ensar-ı Kiram, oraya hicret eden din kardeşlerini bütün mallarına ortak etmişler, onlarla samimi kardeşlik antlaşması yapmışlardır. Peygamberimiz Medine’deki Yahudi kabilelerinden biri olan Nadiroğulları’ndan alınan ganimetlerin muhacirlere verilmesi ile bunların artık Ensar’ın evlerinden çıkıp kendi başlarına çalışmaları yahut da bir süre daha Ensar’ın evlerinde kalmalarına mukabil Ensar’ın da ganimete ortak edilmesi teklifine Ensar-ı Kiram ne kendilerinin bir şey almalarına ne de muhacirlerin evlerinden çıkmalarına razı olmuşlardır. Bu sayede cenab-ı peygamberin hoşnutluğunu ve bu ayet ile de Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmışlardır.                          ***

Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin. (Haşr 10)

Ayetteki “onların arkasından gelenlerden” maksat muhacir ve Ensar’dan sonra kıyamete kadar gelmiş ve gelecek olan mü’minlerdir ki bunların şiarı kendilerinden önce gelmiş bulunan Ashab-ı Kiram’ı ve Selef-i Salihîn’i daima hayırla yâdetmektir. … Kalbinde Ashab-ı kiram hakkında ğıll-ü ğîş, kin ve buğz taşıyanlar, bütün ashabı rahmetle yâdetmeyenler  Cenab-ı Hakk’ın bu ayetle kast ve methettiği mü’minler arasına dahil olamazlar. Çünkü Allahü Teâlâ mü’minleri üç sınıf olarak zikir ve tertip buyurmuştur ki onlar evvela muhacirler, sonra Ensar, sonra bunların arkasından gelip de kendilerini hayırla yâdeden mü’minlerdir.(H.Basri ÇANTAY)

Hayırlı Cumalar…

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

3 + 7 = ?

 
haber yazılımı: buki