yakintakipgazetesi @ gmail.com

Bir tebessümün bin devaya bedel olduğunu hepiniz bilirsiniz ya da bilecek kapasiteye sahipsinizdir çünkü en azından bu yazıyı okuyacak kadar okur yazarlığınız vardır ki bu yazdığımı okuyabiliyorsunuz.

Evet, belki pek benim üslubuma göre bir giriş olmadı. Belki çok sert beklide üst perdenden bakar bir giriş oldu. Bu okuyucunun muhatabına göre de değişebilir. Kişi anlamak istediğini anlar. Yani işin özü yarası olan yarasına göre hisseder yazılanı söylenileni çünkü söz ve kalem kılıçtan daha keskin ve tesirlidir. Ta ki ar, haya ve edep sahibi insanlar için…

Şimdi biraz nefes aldıktan sonra devam edelim derdimize. Önümüzde yaklaşan bir seçim var. Cumhuriyet tarihinden bu yana da her 5 sene de yapılan olağan bir şey aslında. Ama bu olağan şeyler nasıl olduysa bu 16 yıllık süre içerisinde bir iktidar ve güç gösterisine döndü, dönüştü. Siyasilerin kullandıkları üsluplar ve siyaset dili birleştiricilikten ziyade nasıl daha fazla ayrıştırıcılık yapabiliriz bunun üzerine yapıcı olma değil kırıcı mantalite üstüne kuruldu. Böyle olunca da ya bendensin ya değilsin mantığıyla beraber kardeş kardeşe neredeyse düşman kesildi. Bundan 20 sene önce ekranda bir masa etrafında buluşup saygı ve edep çerçevesi içerisinde tartışabilen siyasi liderlerin yerine aynı ortamda dahi bulunamayan bulunmak istemeyen sürekli birbirlerine bir lakap kulp takan birileri aldı.

Hal böyle olunca da en tepe de en altta da başka bir şey bekleme şansı kalmadı. Siyasi ikballerin ülke ikballerine eş değer konuma getirildiği bir ortamda gidilen yerel seçimler de de durum pek farklı değil. 1 Nisan’dan sonra herkesin yüz yüze bakmak zorunda kalacağı bakacağı küçük ve minik kentler de bile adaylar arasında birbirlerine yapılan sataşmalar atışmalar durumun aslında ne kadar da vahim olduğunu göstermeye yetiyor.

Hele bir de siyasetin son dönemde erkek egomanyasından kurtulma ataklarına şahitlik edilen bayan adaylarla çıkılan yollarda daha fazla nezaket ve saygının olması gerekirken bunun tam tersine acaba nasıl rakibimizi demoralize edebiliriz hazır zaten bayan iki cümle söyleriz silinir gider edebiyatı yapmak ne kadar etik ve ahlaki bir durumdur bu da sorgulanır.

Buradan tüm adaylara ülke genelinde ki yerel seçimlere giren başkan adaylarına sesleniyorum konuşurken empati yapmayı unutmayın. Neyi ne kadar kendiniz kaldırabilirsiniz. Neyi ne kadar sindirebilirsiniz ve neyi ne kadar hazmedebilirsiniz. Bunu belirleyin ondan sonra karşı tarafa rakibinize centilmenlik esasları içerisinde laf atın sataşın. Eğer rakibiniz bir bayan ise onun yerine kendi kardeşinizi kendi annenizi koyarak ona göre davranın ki bu yarışta kaybetseniz bile gönüller de bir yeriniz olsun. Evet falanca yarışı kaybetti Belediye Başkanı olamadı ama bu seçim maratonunda rakiplerine öyle nazik davrandı ki helal olsun adama diyebilsinler.

Yoksa “Bu sevimlilikle, tebessümle siyaset kazanılmaz” “Zaten ideolojisi yok öylesine dolaşan bir başkancık” gibi kullanılan alaycı küçültücü ya da küçük düşürücü olduğu zannedilen kelimeler ve cümlelerle sadece ve sadece kendi kalitenizi ve kendi edebinizin kalitesini göstermiş olursunuz.

Gebze’de de seçimlere iki birbirinden değerli bayan adaylarla gidiliyor. İkisi de bence Gebze siyaseti için büyük kazançtır. Bu kazancı değerlendirmesini bilecek olan bu bayan adaylardan kendilerine pirim çıkaracak olan da erkek adaylar ve onların seçmen kitlesidir. Siz rakibinize ne kadar kibar ve nazik davranırsanız aslında kendinize verdiğiniz değeri göstermiş olursunuz. Siyasete kadın eli değmeli ki söylemler daha kaliteli ve edebe mugayir olsun. Yoksa kelime cambazlığıyla kusur arayarak siyaseti çamur mecrasına çekmek kimseye bir şey kazandırmaz. Bunun için Gebze bu seçimde çok şanslı. Hem kendi alanında Marmara Bölgesinin en iyi olan Op.Dr. Burcu Çetinkaya hanım olsun hem de Gazetecilik mesleğinde Gebze kamuoyunun belli bir noktada olmasında katkısı olan Serap Çakır hanım bir kazançtır. Bunun değerini bilecek olanlar da yine erkek adaylar Recep Dursun ve Zinnur Büyükgöz olacaktır.

Aslında işin özü bu seçimi Tebessümü ve İçtenliği küçümseyenler kendisi olmaktan kaçınanlar halka şeffaf olmayanlar kaybedecektir. Çünkü Tebessüm, taş kalpleri yumuşattığı gibi Gurur ve Kibir kulelerini de yıkar…

Bu seçimde buna şahit olacağız. Tebessüm, içtenliğin, nezaket ve zerafetin nasıl paraya güce saltanata ve ihtişama kafa tuttuğunu hem görüyoruz hem de şahitlik ediyoruz. Ve hastalarının, tebessümüyle sıkıntılarını unuttuğu gibi bu seçimde tüm süreç boyunca yapılan her türlü saldırıya ve linç kampanyalarına sadece tebessümü ile cevap veren sizin istediğiniz kirli siyaseti yapmayacağım diyen Gebze için hayallerim var diyerek yola çıkan Op.Dr. Burcu Çetinkaya ile birlikte  içtenlik ve samimiyet mi kazanacak hep birlikte göreceğiz.

Tebessüm tüm kapıları açar kalplere girer tebessümü hafife almayın, benden söylemesi…

Selam, dua ve muhabbetle…