hasankamiloglu8 @ gmail.com

       Yıl 2019 oldu da ne oldu! Dünya’ya bir bakalım ne değişti de bu kadar seviniyorsunuz ya da neyi değiştireceksiniz de çılgınca naralar atıyorsunuz! Bir yanda bunca sevinçli gösteriler, şatafatlı kutlamalar, diğer yanda acılar, çözülemeyen sıkıntılar… Sorunlarını aşamayan, aşmasına müsaade edilmeyen kendi içinde tıkanmış, tıkandırılmış insanlık. Bir yanda Menbiç, Doğu Fırat, Musul, Kudüs, Arakan, Doğu Türkistan, Yemen, hatta işgal altında ki kıblegâhımız kutsal topraklar. Daha dün Kosova, Bosna ve daha niceleri… Bir yanda da 18. ve 19. Yüzyılda ağır travmalar yaşadıktan sonra yeniden sarhoş naralara direnircesine çırpınan yeniden mazlumların umudu olmaya çalışan, ülkemiz. Karşı tarafta ise acımasızca her türlü oyunu oynayan melanet merkezleri.

       Yan kanalda şehitler, ölüler, diğer kanalda ki şuh sevinçli kahkahalar. Bir yanda insanlığın üzerine yağan bombalar, diğer tarafta yıkılmış mahvolmuş bir medeniyetin üzerine, acıların, yaraların, yaralıların, ölülerin üzerinde çekilen selfiler, dağılan bedenlerin üstüne dağılan kahkahalar…. Birbirlerine kurşun sıkanlarla, yerde yatanlar aynı coğrafyanın, aynı şehrin, aynı fotoğrafın çocukları. İşte Peygamber efendimizin “Küfür tek millettir” diye ifade ettiği, bizim de tek kelimede toplayıp Batı diye nitelendiğimiz topluluğu yönetenler hepimizi böyle idare ediyorlar. Bir yandan eğlendirip diğer yandan öldürüyorlar. Cambaza bak diyerek, Afrika’dan altını, Ortadoğu’dan petrolü; Yetmedi ruhumuzu, benliğimizi, kişiliğimizi, değerlerimizi götürüyorlar, insanı, insanlığı, kardeşliği, birliği öldürüyor yok ediyorlar. Sonra sıra bir başkamıza geliyor. En yakın ülkeyi, sınırımızdaki şehri, tanıdığımızı, arkadaşımızı, kardeşimizi derken bizi, yani sıra bana gelmez diyenleri...      

       Uyanın, kendimize gelelim. Değerlerimizin farkına varalım, bir olalım, birlik olalım. İstiklal şairimizin de net bir şekilde ifade ettiği gibi “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez” misali biz bir olursak, birlik olursak, vatana, bayrağa, bizi biz yapan değerlerimize ve bütünlüğümüze kastedenler asla başaramayacaklar. Zulüm ve sömürü ile mazlum milletlerin kanları, canları üzerine kurdukları dünyalarının yıkıntıları altında kalacaklar. Aliya’nın da dediği gibi, “Evlat sakın Batıyı medeni zannetme, Sizin Batı dediğiniz bugünkü refahını döktükleri kanların üzerine inşa etmişlerdir. Paris’in süslü kaldırımlarından hangisini kaldırsan her birinin altında mazlumların kanı vardır.” Aliya’nın Paris dediğine bakmayın, Paris bir tanımdır sadece, çünkü Londra da öyledir, Newyork da. Bizim çocuklarımıza bomba atanlar, bizim insanımıza kurşun sıkanlar, kendi çocuklarına hediyeler dağıtıp, kendi insanını mutlu etmenin derdindeler.

        İslamın son kalesi gibi ifadelerle umutlandığımız ülkemde, dün bizi işgale gelen ve yine gelmek için her yolu deneyen Hristiyan aleminin kutladığı gecede, her köşesi bu işgal girişimlerine karşı verilen mücadelelerde şehit kanları ile sulanmış olan memleketimde de sabahlara kadar kutlamalar yapılıyorsa ve yüzde doksan dokuzu Müslüman olduğu söylenen ülkemin seksen milyonluk nüfusunda kırk milyonluk piyango bileti satılıyorsa, yanındaki caminin kapısına yönelen birkaç kişi varken, cami haziresi işgal etmiş piyango bayisinin önünde ucu bucağı gözükmeyen insan seli varsa, ne ağırdır ki ya söylemleri gözden geçirmek gerek, ya da kendimizi….

        Bir şeyler yapmak gerek, bir şeyler! Hz. Muhammed s.a.v’in “İki günü eşit olan bizden değildir” mesajını iyi kavrayarak, inanmalı, birbirimize sarılmalı, çalışmalı ve üretmeliyiz. Bunu düstur edindiğimiz takdirde köklerini şanlı mazisinden alan bu aziz millet insanlığa yepyeni bir medeniyet armağan edecektir. Zira biz batılılar gibi menfaatlerimiz uğruna hin olmayız, kurnazlık yapamayız, savaşta dahi olsa çoluk çocuk, kadın yaşlı ve muharip olamayan hiç kimseyi öldüremeyiz, işkence yapamayız, petrol ve maden için terör grupları kurup ülkeleri karıştırmayız, insanların inandıklarını kutsallarını kirletmeye çalışmayız, iftira atmayız, zulüm yapamayız. Geçmişte kurduğumuz medeniyete, bin yıl idare ettiğimiz topraklara bakın hepsine huzur, mutluluk ve medeniyet götürmekten başka bir şey yapmış mıyız.

        Yıl 2019 oldu da ne oldu! Uyan kardeşim, düşmanı kendine güldürme… Ama eğlendiriyor deme; çünkü bizi önce eğlendirip sonra öldürüyorlar...

        Allaha emanet olun…